Haftanın Ayeti

“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.”


[Hûd - 90]

Hadis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hadis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2011 Cumartesi

Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin!


Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezsese diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir

[Hadis-i Şerif, Müslim - 49 ]

19 Ekim 2011 Çarşamba

Hüve (Kul Huva(A)llâhu Ehad) ?


Peygamber Efendimiz’in “Kur’an’ın üçte birine denktir” diye haber verdiği Ihlas suresi “Hüve” zamiriyle başlar. Sonra isim “Allah”, sonra sıfat “Ehad” gelir. Bu, Âdem’den peygamberimize kadar devam eden bütün Tevhid çağrısını özetler. Âdem’den İbrahim’e kadar gelen peygamberler Allah’ın sıfatlarına, İbrahim’den İsa’ya kadar gelen peygamberler Allah’ın ismine, Peygamberimiz de “Hüve”ye çağırmıştır. Sıfat-isim-zamir’den en belirgin ve en açık ve hiç tarife ve yönlendirmeye ihtiyac duymayanı zamirdir. Açık görünmeyen bir varlığa “O, bu, şu..” diyemezsiniz. Ama görünmeyeni tarif etmeğe mecbursunuz. Bu sebeple Peygamber Efendimiz hem Allah’ı net görünür biçimde anlatmış, hem de beşer idraki O’nu algılama seviyesine yükselmiştir. Dolayısıyla “hüve” en zâhirdir.



Daha geniş bilgi için Risale-i Nur külliyatı/Sözler’in Hüve nüktesi bölümüne bakılabilir.

18 Ekim 2011 Salı

Güneş Köreltiği Zaman [Tekvir Suresi]


Tekvir Suresi Mekke'de inmiştir, 29 (yirmidokuz) âyettir. Sûrenin başında güneşin dürülmesinden söz edilmiş ve adını da buradan almıştır. Sûrenin söz dizisinde, ihtiva ettiği konuya ilişkin anlamları yankılandıran ve güçlendiren mükemmel bir musikî taklit edilemez bir âhenk vardır.


Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1. Güneş, dürüldüğü zaman,
2. Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,
3. Dağlar, yürütüldüğü zaman,
4. Gebe develer salıverildiği zaman.[1]
5. Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman,
6. Denizler kaynatıldığı zaman,
7. Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.[2]
8,9. Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
10. Amel defterleri açıldığı zaman,
11. Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,
12. Cehennem alevlendirildiği zaman,
13. Cennet yaklaştırıldığı zaman,
14. Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
15,16. Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
17. Andolsun, yöneldiği zaman geceye,
18. Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki,
19,20,21. O (Kur’an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş’ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.
22. (Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir.
23. Andolsun o, Cebrâil’i apaçık ufukta gördü.
24. O, gayb hakkında cimri değildir.[3]
25. Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
26. (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz?
27,28. O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.
29. Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

[1] . Kur’an’ın ilk hitap ettiği toplumda gebe develer en kıymetli mallardı ve onlara gözleri gibi bakarlardı. Âyette, Kıyamet gününün dehşeti içinde insanların en kıymetli mallarından bile vazgeçip terk edecekleri gerçeğine işaret edilmektedir.
[2] . Bu âyet, “Nefisler eşleştirildiği (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya getirildiği) zaman” şeklinde de meâllendirilebilir.
[3] . Âyette, Hz. Peygamberin vahiy yoluyla aldığı bilgileri, hiçbir şey saklamadan, olduğu gibi tebliğ ettiği ifade edilmektedir.

[Muhakkak ki Allah Doğruyu Söyler!]


İmam Ahmed, Tirmizî ve Hâkim'in İbnü Ömer (r.a)'den rivayet ettiklerine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

"Her kim Kıyamet gününe gözüyle görüyormuş gibi bakmayı arzu ederse Kuvvirat sûrelerini okusun."

Oku! Yaratan Rabb'inin Adıyla Oku!